Euro

52,7087

Dolar

45,1829

Altın

6.629,53

  • Ekleme: 21.04.2026 10:44 Güncelleme: 21.04.2026 10:45

Eminliği yeniden kazanmak

Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.(Mü’minûn 23:8)

İnsanın yükselmesi nedir diye sorsak, çoğu kişi bunu mal sahibi olmakta, güç elde etmekte ya da makam kazanmakta arar. Oysa insanı gerçekten yücelten şey bunlar değildir. Bir insanın ulaşabileceği en büyük değer, güvenilir olmasıdır. Çünkü güven kaybolduğunda geriye ne sözün değeri kalır, ne yükselişin anlamı, ne izzet, ne de şahsiyet… İnsan görünürde var olabilir ama itibarı sarsılmışsa toplum nezdinde ağırlığını kaybeder. Bu yüzden hakikat şudur: İnsanın en büyük sermayesi, güvenilir bir karaktere sahip olmasıdır.

Hz. Peygamber’in hayatına baktığımızda, onun en belirgin vasıflarından birinin doğruluk ve güvenilirlik olduğunu görürüz. Daha peygamber olmadan önce bile toplumunda “el-Emîn” yani güvenilir insan olarak tanınırdı. Bu, sonradan kazanılmış bir unvan değil; yıllar içinde oluşmuş bir karakterdi. İnsanlar en kıymetli eşyalarını hiç tereddüt etmeden ona emanet ederdi. Çünkü biliyorlardı ki o, sözünde de özünde de dosdoğruydu.

Hicret günlerinde Hz. Peygamber (S.A.V.) hakkında öldürülmesi için planlar yapılmış, hatta başına ödül konmuştu. Fakat dikkat çekici olan şuydu: Aynı insanlar, en değerli emanetlerini yine Hz. Peygamber’e teslim ediyordu. Çünkü ona düşmanlık ediyorlardı ama güvenilirliğinden asla şüphe etmiyorlardı. Hz. Peygamber hicret edeceği gece bile bu emanetleri ihmal etmedi. Yerine Hz. Ali’yi bırakarak, sahiplerine tek tek teslim etmesini istedi. Kendi canı tehlikedeyken bile emaneti önceledi. İşte bu, güvenilirliğin zirvesidir: Şartlar ne kadar zor olursa olsun, ahlâktan taviz vermemek.

Bugün ise tam tersini yaşıyoruz. En yakınımıza bile güvenmekte zorlanıyoruz. Ticarette sözler tutulmuyor, emanetler hakkıyla korunmuyor, verilen sözler kolayca unutuluyor. İnsanlar birbirine karşı temkinli, mesafeli ve şüpheyle yaklaşıyor. Çünkü güvenilir bir karakter zeminini kaybettik; yerini menfaat odaklı, günübirlik bir anlayış aldı. Sorumluluk bilinci zayıfladı, küçük ihlaller normalleşti, sözün değeri azaldı.

Güven risk sevmez; sağlam zeminde durur. Oysa güven kaybolduğunda sadece ilişkiler değil, toplumun temeli de sarsılır. Ne ticaret sağlıklı yürür ne aile huzur bulur ne de insanlar birbirine dayanabilir. Çünkü güven, görünmeyen ama her şeyi taşıyan temeldir.

Hz. Peygamber’in örnekliği bize şunu öğretir: Doğruluk sadece doğru konuşmak değildir; doğru yaşamak, doğru durmak ve doğru kalmaktır. Güvenilirlik ise sadece büyük emanetlerde değil; en küçük işlerde bile kendini gösterir. Belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: İnsanlar bize ne kadar güveniyor? Bizim ismimiz geçtiğinde akla güven mi geliyor, yoksa tereddüt mü?

Çünkü güven yavaş yavaş inşa edilir ama bir anda yıkılır. Güveni yıkan en önemli şey yalandır. Çünkü yalan, sadece bir sözü bozmaz; bir insanın itibarını, bir ilişkinin temelini ve bir toplumun güven duygusunu sarsar. Unutulmamalıdır ki yalan üzerine kurulan hiçbir yapı, güvenle yükselemez.

Temeli yalan olanın, çatısı güven olmaz. Bu yüzden asıl mesele şudur: Güven arayan değil, güven veren olmak. Çünkü güven istenmez, inşa edilir.

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Yazıları

Çerez Politikası

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.