51,1174
44,0665
7.228,64

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İslam coğrafyasında da sıkça dile getirilen bir söz vardır: “abd’ye kim başkan olsa, bir öncekine aratır.”
Bu söz aslında bir gerçeğin ifadesidir. Çünkü Amerika’da başkanlar değişse de zihniyet değişmez. İsimler farklıdır, yüzler farklıdır; fakat sistem, hedef ve strateji aynıdır.
Bu durumu anlatan eski bir hikâye vardır.
Rivayete göre bir hırsız, mezarları açıp ölülerin altın dişlerini çalarmış. Gece kabirleri açar, dişleri söker ve giderdi. Sabah olduğunda cenaze sahipleri bunu görür, büyük bir öfke ve nefretle hırsıza lanet okurlarmış.
Yıllar sonra bu hırsız ölür. Oğlu ise babasına edilen lanetleri duydukça şöyle dermiş:
“Bir gün babama rahmet okutacağım.”
Babası öldükten sonra o da aynı işi yapmaya başlar. Gece kabirleri açar, ölülerin altın dişlerini çalar. Fakat bununla da yetinmez; her ölünün arkasına bir kazık çakar ve öyle bırakır.
Sabah kabristana gelen halk gördükleri manzara karşısında dehşete düşer. Araştırmalar sonunda bunu yapanın, eski hırsızın oğlu olduğu anlaşılır.
Bunun üzerine halkın dilinden şu söz dökülür:
“Rahmetli böyle yapmazdı…”
İşte bugün dünya siyasetinde özellikle Amerika’nın başkanları arasında yaşanan durum da buna benzemektedir.
Bir başkan gider, yerine gelen Epstein’ci Trump olur, daha azgın, daha saldırgan bir politika izler. Dün eleştirilen bir başkan, yeni gelenin yanında adeta “ılımlı” gibi görünmeye başlar. Böylece insanlar istemeden de olsa bir öncekini arar hale gelir.
abd temelde emperyalist, yayılmacı ve sömürgeci bir derin devlet geleneğine sahiptir. Başkanlar değişse bile bu sistemin ana omurgası değişmez. Özellikle İslam coğrafyasına yönelik politikalar bu sürekliliğin en açık örneğidir.
Bu politikanın merkezinde ise hiç şüphesiz İsrail’in güvenliği bulunmaktadır.
Bugün Washington’da hangi yönetim olursa olsun, Ortadoğu politikası büyük ölçüde İsrail merkezli yürütülmektedir. Adeta “İsrail’in güvenliği”, Amerikan dış politikasının dokunulmaz başlığı haline getirilmiştir.
Bu yüzden İslam coğrafyasının birçok bölgesi yıllardır siyasi baskı, askeri müdahale ve ekonomik sömürü ile karşı karşıyadır. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri küresel güçlerin kontrolüne geçerken, birçok Müslüman ülke ise bu sisteme boyun eğmiş durumdadır.
Özellikle Körfez’deki bazı ülkelerin bu düzen karşısındaki tavrı, İslam dünyasının en acı gerçeklerinden biridir. Gazze’de yaşanan trajedi sırasında dahi bazı çevrelerden Filistin’e destek verilmesini sakıncalı gösteren fetvaların çıkması, ümmet adına utanç verici bir tablo olarak tarihe geçmiştir.
Oysa İslam’ın adalet anlayışı çok nettir. Kur’an-ı Kerim’de zulme karşı durmak, mazlumdan yana olmak ve haksızlığa rıza göstermemek Müslüman’ın temel sorumlulukları arasında sayılır. Müslüman, kimden gelirse gelsin zulmün karşısında olmak zorundadır.
Bugün bölgede yaşanan gerilimler, özellikle İran ile abd ve israil arasındaki savaş, yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Bazı çevreler bu süreçte büyük kayıpların yaşanacağını düşünürken, bazıları ise bu tür savaşların İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etmektedir.
Tarih bize şunu öğretir: Zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen sonsuza kadar devam etmez.
Nice güçlü imparatorluklar, adaletsizlikleri ve zulümleri sebebiyle tarihin karanlık sayfalarına gömülmüştür.
Bugün dünya siyasetinde güç dengeleri ne olursa olsun değişmeyen bir hakikat vardır:
Adalet kalıcıdır, zulüm ise geçicidir.
Selam ve dua ile…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.