50,2629
43,1370
6.199,40

Dünya her sabah yeni bir skandalla uyanıyor.
Manşetler değişiyor, aktörler farklılaşıyor; fakat senaryo aynı kalıyor.
Başrolde yine Büyük Şeytan ve sadık yaverleri var.
Bazen “serbest piyasa” adına bir ülkenin ekonomisi çökertiliyor,
bazen “demokrasi” söylemiyle coğrafyalar kana bulanıyor,
bazen de “insan hakları” maskesi altında devlet başkanları kaçırılıp adi bir suçlu gibi teşhir ediliyor.
Son örnek: Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro.
Batı’nın hukuku; yalnızca güçlü olanın hukuku olduğunu bir kez daha gösterdi.
Kendi çıkarına uymayan bir lideri, kendi yazdığı kuralları hiçe sayarak hedef haline getirdi.
Oysa aynı Batı, teoride dilinden düşürmediği “hukuk devleti”, “egemenlik” ve “uluslararası hukuk” kavramlarını pratikte ayaklar altına almaktan çekinmiyor.
Bu bir ilk mi?
Elbette hayır.
Gazze’de çocuklar bombalar altında can verirken susanlar,
Filistin’de işgali “meşru müdafaa” diye pazarlayanlar,
Suriye’yi, Irak’ı, Afganistan’ı harabeye çevirip milyonları mülteci yapanlar,
bugün Venezuela’da aynı kibirle sahne alıyor.
Çünkü mesele Maduro değildir.
Mesele petrol, maden, coğrafya ve boyun eğmeyen iradelerdir.
İslami perspektiften bakıldığında tablo nettir:
Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür.
Mazlum, kim olursa olsun mazlumdur.
Kur’an’ın dili bu konuda son derece açıktır:
“Zalimlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur.” (Hud, 113)
Bugün ABD ve müttefikleri, güç sarhoşluğu içinde Firavunlaşmış bir düzenin temsilcileridir.
Kendilerine itaat etmeyen herkesi ya “terörist”, ya “diktatör”, ya da “tehdit” ilan etmektedirler.
Bu; hakkın değil, kuvvetin üstün tutulduğu cahiliye düzeninin modern bir versiyonudur.
Maduro’nun şahsı tartışılabilir.
Yönetimi eleştirilebilir.
Ancak bir devlet başkanının kaçırılması, aşağılanması ve uluslararası hukukun yok sayılması;
Batı’nın iddia ettiği tüm değerlerin koca bir yalandan ibaret olduğunu göstermektedir.
Bugün İslam dünyasının asıl sorunu, kimin “yiğit”, kimin “haydut” olduğuna karar vermek değildir.
Asıl sorun; zulmü kimin yaptığına bakmadan, zulme karşı ilkesel bir duruş ortaya koyamamaktır.
Gazze’de sustuk,
Suriye’de parçalandık,
Afganistan’da unuttuk,
Venezuela’da ise sadece izliyoruz.
Oysa mümin, zalimin karşısında susan değil;
gücü yetmese bile sözünü esirgemeyen kimsedir.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Dünya haydutların gürültüsüyle mi yönetilecek,
yoksa mazlumların ahı bir gün arşı mı titretecek?
Tarih şahitlik eder ki;
Zulüm ile abad olanın, sonu mutlaka berbat olur. Selam ve dua ile…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.