53,9087
47,2060
6.278,74
15 Temmuz 1099’da Kudüs’ümüz Haçlılar tarafından işgal edildi. Taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakılmadı. O kadar Müslüman kanı aktı ki, tarih kitaplarında Kudüs sokaklarının kan seline dönüştüğü yazılır. Şehirde yaklaşık 40.000 ila 70.000 Müslüman katledildi; kan nehir gibi aktı, camiler ve evler talan edildi.
Daha sonra Müslümanlar Kudüs’ü tekrar fethetti. Bu şanlı fetih, Selahaddin Eyyubi tarafından 1187’de gerçekleştirildi. Selahaddin, Hattin Savaşı’nda Haçlı ordusunu ezmiş, ardından Kudüs’ü kuşatmıştı. Şehir kan dökülmeden teslim oldu; Selahaddin merhamet gösterdi, esirleri fidye karşılığı serbest bıraktı ve Hristiyanlara güvenli çıkış sağladı. (2 Ekim 1187’de şehre giren Selahaddin, adaletiyle tarihe geçti.)
15 Temmuz’u anlamak için 1099’daki Haçlı işgalini ve sonrasındaki gelişmeleri bilmek şarttır. Yine 15 Temmuz’u hakkıyla kavramak için, sömürgeci paralarla bundan yaklaşık 250 yıl önce kurulan (4 Temmuz 1776’da Bağımsızlık Bildirgesi’yle ilan edilen) Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş sürecini de anlamak gerekir.
Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte İngiliz ve Fransızlar, başta Afrika ve Hindistan olmak üzere dünyanın birçok mazlum ülkesini sömürmeye başladılar. Bu sömürgecilikle elde ettikleri kirli paraları ve gücü, kendi devletlerinin adını kirletmeden başka bir aktör üzerinden kullanmak istediler. İngilizler, Amerika’daki yerli halkı katlederek ABD’yi kurdu. Yani kuruluşundan yükselişine kadar Amerika, mazlumların kanı ve acısıyla temellendirilmiş, tamamen kötülük üzerine inşa edilmiş bir yapıdır. İngilizler bu devleti kurduktan sonra güçlenerek sömürgeciliği küresel emperyalizme dönüştürdü.
1917 yılına gelindiğinde bu küresel güç yine Kudüs’ü işgal etti. Kudüs’ün işgalinden hemen sonra Gaziantep, Maraş ve Şanlıurfa gibi şehirlerimiz de işgal edildi. (Kudüs 9 Aralık 1917’de İngilizler tarafından işgal edildi. Kahramanmaraş 22 Şubat 1919’da İngilizler, ardından Fransızlar tarafından; Gaziantep 25 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından; Şanlıurfa ise 24 Mart 1919’da İngilizler, 30 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edildi.)
İngilizler Kudüs’ü nasıl işgal etti? Osmanlı Devleti’nin 70 bin kadar en seçkin askeri Kudüs’ü korumakla görevliydi. Üst düzey komutanların ihaneti neticesinde bu askerler savaşamadan esir düştü. İngilizler kurşun israf etmemek için onları Sina Çölü’ne götürdü, asit kuyularına atıp şehit etti. Kudüs’teki Müslüman erkekleri, hatta ergenlik çağına girenleri evlerinden alıp öldürdüler. Geriye kalan kadın ve çocukları kamyonlara doldurup çöle sürdüler; güçlü olanlar Ürdün, Mısır, Lübnan mülteci kamplarına ulaşabildi, güçsüzler yollarda vefat etti. Filistinlilerin boşalan evlerine çeşitli ülkelerden getirdikleri Yahudi siyonistler yerleştirildi. Bu süreç 31 yıl sürdü ve 1948’de İngilizler bölgede siyonist bir devlet kurdu.
1917’de Kudüs’ü işgal ettikten sonra Türkiye ve Suriye’yi de işgal eden İngilizler, Fransız müttefiklerinin itirazıyla karşılaştı. Fransızlar “Bu bölgeyi beraber sömürmeliyiz” diyerek pay istedi. 1918’de İngilizler başta Gaziantep olmak üzere birçok şehri Fransızlara teslim etti. Sömürülerek yaşamaktansa özgürce yaşamayı tercih eden halkımız, Fransız ve İngilizlere karşı amansız bir mücadeleye girdi. Bu mücadelenin ne kadar büyük olduğunu sadece Gaziantep örneğiyle ifade edelim; Gaziantep, 25 bin nüfusa sahipken 6 bin 317 şehit verdi ve binlerce yaralıyla tarihe geçti. Bu şehit kanının hatırı için Allah bizi esaretten kurtardı.
Kurtuluş Savaşı’nın sonunda 1921 Anayasası ile Türkiye bir İslam Cumhuriyeti niteliği kazandı. Özellikle 2. ve 7. maddeler, devletin dininin İslam olduğunu ve hiçbir kanunun Kur’an ve sünnete aykırı olamayacağını tescilliyordu. Ancak art arda gelen darbeler anayasayı büyük değişikliklere uğrattı. 1960 darbesinde Başbakan Adnan Menderes, ezanı aslına çevirdiği ve İslam hükümlerini yaydığı gerekçesiyle idam edildi. Darbecilerin hazırladığı anayasa topluma dayatıldı. Bunu 1971, 1980 ve 28 Şubat 1997 darbeleri izledi. Necmettin Erbakan idamla yargılandı, ömür boyu hapse mahkûm edildi. Her darbeden sonra Müslüman halka baskı arttı, Amerika’nın hegemonyası güçlendi. 28 Şubat generallerine “Bizim çocuklar başardı” dediler. 27 Mayıs 2007’de e-muhtıra yayınlandı. 10 yıl sonra, 15 Temmuz 2016’da bizzat Amerika’nın örgütlediği, başında Fethullah Gülen’in (ABD’de yaşayan) bulunduğu yapı darbe girişiminde bulundu.
Özellikle Fethullah Gülen’in Amerika’nın tüm kötülüklerine rağmen orada barındırılması, onun Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir örgüt olduğunu net gösterir. Bakın, 2001 yılında Amerika Afganistan’ı işgal etti, 4 milyondan fazla insan şehit edildi. Hemen ardından 2003 yılında Irak’ı işgal etti, orada da 4 milyondan fazla insan şehit oldu. Eğer Fethullah Gülen gerçek bir İslam âlimi olsaydı, bu kadar İslam düşmanlığı yapan bir ülke onu barındırır mıydı? Amerika, Fethullah Gülen ve yapısını kendisi için çok elverişli bir araç olarak gördü. Dünyadaki birçok ülkedeki yönetimleri ve sistemleri bu yapı üzerinden kontrol altına almaya çalıştı. Darbenin planlayıcısı Amerika ve NATO’daki Amerikalı generallerdi. Rahip Brunson’un rolü de net delillerle ortadadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca “Bu bedende can olduğu müddetçe Brunson’ı vermeyiz” beyanlarında bulundu. Trump ve Amerika Türkiye’nin rahibi vermemesinden dolayı başta demir-çelik olmak üzere çeşitli ambargolar uyguladı, ekonomiyi sarstılar. O dönemde ev fiyatları ciddi anlamda yükseldi, insanımız soğan ve patates alamaz oldu. Doların yükselmesi, Amerika’nın ambargosu halkımızı ve ekonomiyi ciddi anlamda sarstı.
Günümüzde de aynı emperyalist oyunlar devam ediyor. Amerika’nın İran’a yönelik saldırıları neticesinde altın fiyatları yükselmiş, petrol fiyatları artmış ve başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede ekonomik krizler, durgunluk ve bunalım derinleşmiştir. Bu saldırılar, mazlum coğrafyalara yeni acılar getirmekte, küresel enerji ve emtia piyasalarını sarsarak halkların sırtına yük bindirmektedir.
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında 251 vatandaşımız şehit oldu, 2 bin 700’den fazla kişi gazi oldu. (Resmi kayıtlara göre 251 şehit ve yaklaşık 2.735 yaralı.)
Fethullah Gülen ve yapısı, Amerika ve İsrail istihbaratıyla bağlantılıydı. Darbenin planlayıcısı Amerika ve NATO’daki Amerikalı generallerdi.
15 Temmuz’u anlamak için düşmanlarımızı tanımalıyız. Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat’ta okuduğu şiirden dolayı hapis yattığı için darbe zihniyetini iyi bilir. 15 Temmuz 2016’da terlikleriyle sokağa çıkan, abdest alıp tövbe namazı kılan, tankların önüne göğsünü siper eden milletimiz, 251 şehit ve binlerce gaziyle İnşallah tarihin seyrini değiştirecek bir adım attı.
2016’dan sonra Türkiye bağımsızlığa ve özgürlüğe önemli adımlar attı ama hâlâ yeterli değil. Halen darbecilerin hazırladığı 1960 Anayasası ile yönetiliyoruz. Ülkeyi yönetenlere, Allah’a ve Resulü’ne iman eden iyilere sesleniyoruz: Her 10 yılda bir darbe veya teşebbüs yaşandı. Özellikle bu yıla dikkat etmeliyiz. FETÖ bitmedi, gizli faaliyetlerini sürdürüyor. MEB'in başarılı okulları ve özel teşebbüslerle kurulan dershaneler; -bunlar günümüzde Eğitim kurumu olarak ifade ediliyor- FETÖ yapılanmasını engellemek için iyi bir denetime girmelidir. Özellikle proje imam hatiplerde, İmam hatiplerden fen liselerine, üniversitelere kadar bu yapıya karşı tedbir almalıyız. Bu yapının ülkemizin en iyi eğitim kurumlarında gizliden gizliye yapılanmasına izin verilmemelidir. Üzülerek belirteyim ki FETÖ yapılanması bu memlekette kıyamete kadar devam eder. Fethullah Gülen'in bir yapının pasif kalmasının anlamına gelmiyor; çünkü bu yapıyı bizzat Amerika ve İsrail yönetiyor. Dolayısıyla teşkilatlanmaları ve faaliyetleri tüm hızla devam ediyor. İzlerini sürmek çok güçtür. Her kılıfa girerler. FETÖ 'yü çökertmenin yolu münafıkları tanımaktan geçer.
Halk olarak Amerika’yı sevenin hain olduğunu, dost ve düşmanı net bilmeliyiz. Emperyalistlere karşı savunma, Müslüman ülkelerle birlik ve Allah yolunda cihat bilinciyle hareket etmeliyiz.
Allah milletimizi şeytan ve taraftarlarının şerrinden muhafaza etsin. Özgür, şerefli bir hayat, ümmeti Muhammed’i müdafaa edecek bir sistem nasip eylesin. Amerika, İsrail ve zalimleri helak etsin, mağlup etsin. Amerika ve İsrail'in mağlubiyetine milletimizi memur eylesin. Milletimizi muzaffer kılsın.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.