51,1174
44,0665
7.228,64

Değerli Müslümanlar,
Allahü Teâlâ bizleri aynen askerde komutanların askerlere öğrettiği gibi, aynı anda adım atma yeteneğini Ramazan-ı Şerif’te kazandırıyor. Aynı anda oruç tutuyor, aynı anda iftar açıyoruz. Bakın, sadece bu aynı anda yeme-içme melekesi bile bize ümmet bilinci veriyor.
Yine dünyanın her köşesine beklenen gözümüzün aydınlığı Ramazan-ı Şerif Bayramı… Hepimiz bayram namazı kılıyor, seviniyor, Allah’ı yüceltiyor, sıla-i rahim yapıyor, tatlılar, börekler, yemekler ikram ediyoruz. Tüm bunlar bize ümmet olma bilinci veriyor. Bu bayramlar ve Ramazan-ı Şerif mezhebe bakmıyor. Caferî’si de, Zeydî’si de, Hanefî’si de, Mâlikî’si de, Hanbelî’si de… Arap’ı, Türk’ü, Kürt’ü, Fars’ı, Malezyalısı, Endonezyalısı… Hepimiz birden âlemlerin Rabbi olan Allah’ın ayı olan Ramazan’a giriyor ve hepimiz birden bayram ediyoruz. İşte bu ümmet bilincini kazanmamıza vesile oluyor.
Allah bizi eğitiyor. İki buçuk ay sonra hac mevsimi geliyor. Allahü Teâlâ bu sefer hacda daha ciddi bir eğitime alıyor. Ümmetin seçkinlerini, imkân sahiplerini, bedeni ve maddi gücü yerinde olanları hacda eğitime devam ettiriyor. Zilhicce ayında Mina’da, Müzdelife’de, Arafat’ta talim ettiriyor. Şeytan taşlamayı, şeytanlarla mücadeleyi öğretiyor. İhramla kefen misali bütün varlığından sıyrılmayı öğretiyor. “Kafandaki saçlara kadar sana ait bir şey olmasın. Benim ol. Ben nasıl istiyorsam öyle ol.” Müslümanlar hacda saçlarını kazıtıyor: “Ya Rabbi, sen istediğin için saçımızı da kazıtıyoruz.” Sonuç itibarıyla saça kadar bir değişim…
Bakın Allahü Teâlâ her Ramazan’da, her hac mevsiminde bir toplum, bir ümmet inşa ediyor. Ramazan’la başlayan bu süreç, yaklaşık üç-üç buçuk aylık yoğun bir ümmet eğitimidir.
Bu eğitimler devam ediyor. Allahü Teâlâ günde beş kere Ezan-ı Muhammedi okutarak dünyanın her yerinde aynı vakitte ezan okutuyor. Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı… Ümmet-i Muhammed en yakın camilerde cemaatle namaz kılıyor. Cemaatle kılınan her namaz vahdet eğitimidir, vahdet bilincidir.
Kurban Bayramı’nda kesilen her kurban, zekât, fitre, sadaka, infaklar ümmetin vahdeti içindir. Birlik olmak, aynı olmak, birlikte hareket etmek, tek bir ümmete dönüşmek içindir. Dillerimiz farklı olabilir, renklerimiz farklı olabilir, bayraklarımız farklı olabilir, kanunlarımız bile farklı olabilir. Ama Ümmet-i Muhammed tek bir ümmettir.
Peygamberimiz buyuruyor: “Ümmetin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” Müminleri bir vücudun azaları gibi tarif ediyor: “Birisi hastalandığı zaman bütün vücut ondan etkilenir.”
Bakın gördük, Gazze’de yaşanan olaylar hâlâ devam ediyor. Hepimiz etkileniyoruz. Amerika’daki Müslüman da, Çin’deki de, Rusya’daki de mazlumların sıkıntısından huzursuz. Umursamaz kimse yok!
Şu günümüzde İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik alçakça, şeytanca saldırılar bütün Ümmet-i Muhammed’i yaralamıştır. Oradakiler de bizim Müslüman kardeşlerimizdir. Aynı kıbleye yöneliyor, aynı namazı kılıyor, aynı orucu tutuyor, aynı hacca gidiyor, aynı bayramı kutluyor.
Evet, mezhepler arasında ufak tefek farklılıklar var. Ama ilimde râsih olanlar, Allah’a yakın olanlar çok iyi bilir ki her bir mezhep ayrılığa değil vahdete vesiledir. Farklı yorumlar basit şeylerdir. Akîdevi anlamda, inanç anlamında Müslümanların farkı yoktur. İslam’ın şartı beş, imanın şartı altı; aynıdır. Ufak farklılıklar rivayet veya coğrafyadan kaynaklanır.
Mesele uzun gider, mezheplerin detaylarını başka yazıya bırakalım. Biz şunu diyelim: İslam ümmeti tek bir ümmettir.
Allahu Teala, yeryüzüne egemen olan, izzetli bir ümmet olmamız için vahdet içerisinde yaşamamızı emrediyor. İzzetin anahtarı vahdettir.
Vahdet fikrine hizmet eden herkesi Allah muvaffak etsin. Ayrı grubuz diyen diller kurusun.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.