47,9835
41,0977
4.562,43
Filonun son hazırlıkları ile ilgili Doğruhaber’e önemli açıklamalarda bulunan Türkiye Delegasyonu Koordinatörü Hüseyin Durmaz, “Bu filo sembolik değil, gerçek bir güçle Gazze’nin yalnız olmadığını gösterecek kadar geniş kapsamlıdır.” dedi.
Gazze’ye uygulanan ablukayı kırmak ve insanlık vicdanını harekete geçirmek amacıyla kurulan “Küresel Sumud Filosu” son hazırlıklarını tamamladı. Filonun 31 Ağustos’ta İspanya’dan, 4 Eylül’de ise Tunus’tan yola çıkması planlanıyor. Türkiye Delegasyonu Koordinatörü Hüseyin Durmaz, Doğruhaber’e yaptığı açıklamada filonun yalnızca bir yardım girişimi olmadığını, aynı zamanda “adalet çağrısı” olduğunu vurguladı:
DURMAZ: BU FİLO SEMBOLİK DEĞİL
Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonu Koordinatörü Hüseyin Durmaz filoyla ilgili Doğruhaber’in sorularını yanıtladı:
Uzun bir süredir Sumud Filosu’nun hazırlıklarının yapıldığını biliyoruz. Sumud Filosu'nun kapsamı hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? Kaç gemiyle yola çıkılması planlanıyor?
Sumud Filosu yalnızca bir yardım filosu değil, aynı zamanda dünyanın vicdanını harekete geçiren bir adalet çağrısıdır. Hazırlıklar uzun zamandır sürüyor. Farklı ülkelerden, farklı topluluklardan oluşan gemiler bu yola çıkmak için hazırlandı. Güvenlik nedeniyle sayıyı açıklayamıyoruz ama şunu söyleyebiliriz: Bu filo, sembolik değil gerçek bir güçle, Gazze’nin yalnız olmadığını gösterecek kadar geniş kapsamlıdır.
Filoda bulunan gemilerde ne tür insani yardım malzemeleri taşınacak? Hazırlıklar tamamlandı mı, yoksa hâlâ lojistik veya siyasi düzeyde eksiklikler var mı?
Gemilerde Gazze’de hayati ihtiyaç haline gelen malzemeler var: ilaç, tıbbi cihaz, gıda, çocukların temel ihtiyaçları… Yani insanların hayatta kalması için gerekli olan en temel şeyler. Hazırlıklarımız büyük ölçüde tamamlandı. Tabii ki abluka koşullarında her zaman engellemeler, gecikmeler, siyasi baskılar oluyor. Ama bu, bizi yavaşlatmadı; aksine daha çok kenetlenmemizi sağladı. Vazgeçmeyeceğiz.
Türkiye Delegasyonu olarak hazırlık sürecinde ne tür çalışmalar yürüttünüz? Bu aşamada herhangi bir problem ya da engelle karşılaştınız mı?
Biz hem insani yardım malzemelerinin toplanmasında hem de halkın bu misyona sahip çıkmasında aktif bir rol üstlendik. Zorluklar elbette çıktı: bürokrasi, lojistik, hatta caydırma girişimleri… Ama her engel karşısında daha çok insanın desteğini arkamızda hissettik. Bu da bize yolun doğru olduğunu bir kez daha gösterdi.
Gazze için içi yanan ve bir şeyler yapma derdi olan on binlerce insan bu Filoda olmak istedi, Filoya katılacak kişiler nasıl ve hangi şartlar ile belirlendi?
On binlerce insanın yüreği bizimleydi. Hepimiz biliyoruz ki aslında bu filoda yer almak isteyen yüzbinlerce vicdan sahibi vardı. Ancak gemiler sınırlı. Katılımcılar uluslararası temsiliyet, insani yardım deneyimi ve güvenlik kriterleriyle belirlendi. Ama şunu söylemek isterim: Gemilerde olanlar sadece kendilerini temsil etmiyor. Arkalarında, bu zulme “dur” demek isteyen milyonların iradesi var.
Siyonist rejim daha önceki gemilere askeri müdahalelerde bulunmuştu. Sumud Filosu bu risklere karşı nasıl bir hazırlık yaptı? Türkiye Delegasyonu olarak hangi tedbirler alındı?
Biz şunu açıkça söylüyoruz: Bu filo barışçıl bir misyondur. Gemilerimizde silah yok, tehdit yok; sadece yardım ve dayanışma var. Eğer müdahale edilirse, bu dünyanın gözleri önünde işlenen bir suç olacaktır. Biz hazırlığımızı yaptık: medya, hukuk ve uluslararası kamuoyunu en güçlü şekilde yanımızda tutuyoruz. Türkiye Delegasyonu olarak da katılımcılarımızın güvenliği için gerekli tedbirleri aldık. Ama en büyük güvence, dünyanın dört bir yanındaki insanların bu zulmü kabul etmeyecek olmasıdır.
Eğer filo Gazze’ye ulaşamadan engellenirse, bu durumun dünya kamuoyunda nasıl bir yankı uyandıracağını öngörüyorsunuz?
Engellenirse bu, İsrail’in ablukayı ne kadar vahşi bir şekilde sürdürdüğünü tüm dünyaya bir kez daha gösterecek. Belki biz Gazze’ye varamayız ama Filistin’in sesi, bu kez hiç olmadığı kadar gür bir şekilde yükselecek. Bizim için başarı yalnızca Gazze kıyılarına ulaşmak değil; zulmün maskesini bir kez daha düşürmektir.
Türkiye’de halkın bu girişime ilgisi ve katılım düzeyi nasıl oldu? Bu ilginin Filistin davasına destek açısından uluslararası kamuoyuna yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye halkı bu davayı her zaman yüreğinde taşıdı. Hazırlık sürecinde büyük bir sahiplenme gördük; bağışlardan gönüllü çalışmalarına, dualardan basın desteğine kadar… Bu ilgi, uluslararası kamuoyuna da güçlü bir mesaj veriyor: Filistin yalnız değil, bu zulüm yalnızca Filistinlilere değil insanlığa karşı işleniyor. Ve vicdan sahipleri olarak bizler bu zulme dur demekten asla geri durmayacağız.
Hazırlık sürecinde hükümetlerden destek alabildiniz mi, özellikle Türkiye hükümetiyle herhangi bir koordinasyon gerçekleştirildi mi?
Biz bağımsız bir sivil inisiyatifiz. Hükümetlerle resmi koordinasyon zorunlu değil ama engellemelerle karşılaşmamamız, sürecin ilerleyebilmesi adına kolaylaştırıcı görüşmeler yapıldı. Önemli olan, bu filonun devletlerden çok, halkların ortak vicdanının eseri olmasıdır. Bu süreçte sivil toplum ön planda olsa da, farklı ülkelerden hükümet temsilcileriyle de temaslar kuruldu. Türkiye’de ise hükümet düzeyinde doğrudan bir koordinasyon değil, daha çok sivil girişimlerin önünü açacak bir kolaylaştırma söz konusu oldu. Bu tür girişimlerin bağımsız yapısını koruması da ayrıca önemlidir.
Delegasyon olarak bu süreçte kamuoyundan beklentiniz nedir?
Bizim en büyük beklentimiz, insanların bu yolculuğu kendi yolculukları gibi görmeleri. Sesimizi yükseltmeleri, sosyal medyadan, meydanlardan, her yerden dayanışmayı büyütmeleri. Çünkü biliyoruz ki, Filistin’e giden bu yol yalnızca denizden geçmiyor; aynı zamanda vicdanlardan, kalplerden geçiyor. Bu yolculuk, tüm vicdan sahibi insanların ortak yolculuğudur. (DOĞRU HABER)
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "çerez politikasını" inceleyebilirsiniz.