Risâle-i Nur Camiâsına Çağrı!

    Risâle-i Nur Camiâsına Çağrı!

Bediüzzaman Hazretleri’nin eseri olan Risâle-i Nur eserleri ve bu eserleri okuyan camiâ üzerine oynanan oyunları yazıyorum. Şimdiye kadar 7 yazı oldu. Bu 8. yazı. Bu konuyu burada noktalayacağım. Konunun muhataplarına bu son yazıdan sonra Antep tâbiriyle “ıstafıl olun!” diyeceğim.

Bütün bu yazdıklarım hem bu camiâ için çok mühim, hem de bütün ümmet için. O camiâ için çok mühim, zira âhirette çok ciddi pişmanlıklar mevzubahis olacak. Ümmet için çok mühim, Rabbimizin lütfu olan bu değerli eserlere bütün ümmetin sahip çıkması lazım. Ancak yazılarımızda da bahsettiğimiz üzere, ümmetin en cevval ve uyanık kesimleri “planlı bir şekilde” küstürülmüş. Ona tekme savrulmuş, buna dirsek vurulmuş, öbürüne laf çakılmış. Bu eserler sanki babalarının malıymış gibi davranmışlar, kimseyi yanına yaklaştırmamışlar. Öte yandan Bediüzzaman gibi mücahid bir İslâm âliminin eserinde diledikleri gibi eklemeler yapmışlar, çıkarmalar yapmışlar. Vicdanları da sızlamamış. Şimdi arkadaşlarımız, yapılan bu tahrifatları belgeleriyle gözler önüne seriyor.

Bu satırların yazarı olan beni o camiânın yüz binlerce müntesibi çok iyi biliyor.  Tahdis-i nimet olarak söyleyeyim; şu ana kadar 120’ye yakın kitabım yayımlandı. 40 küsur yıldan beri de beş bin küsur makale kaleme almışım, yüzlerce habere (pek çoğu manşetlik haberdi) imza atmışım. Bütün bu yazdıklarıma bir tek tekzip gelmedi. Tek kelime ile olsun, “Şurası yanlış!” denilmedi. Rabbime hadsiz hamd olsun. Kitaplarımda, bilhassa fıkhî meselelerde âlim dostlarımla istişare ederim, onların görüşlerini alırım. Tarih ve yakın tarihle ilgili konularda, “hikâyelerden” ziyade sağlam belgeleri esas ölçü alırım. Bunu Risâle-i Nur camiâsından beni yakinen bilenler bilir.

Yarın rûz-u mahşerde, “Niçin îkaz etmediniz!” denilmesin diye son kez uyarıyorum: Kardeşlerim, gelin, Kur’ân-ı Azimüşşân’a ve sünnet-i seniyyeye tâbi olalım. Bediüzzaman Hazretleri de, “Benim müstakilen bir dâvâm yok. Dâvâm, Kur’an’dır” diyordu. Risâle-i Nur’u Kur’an’a âyine olarak görelim, okuyalım, istifade edelim. 60 sene önce oynanan oyunları artık görelim ve bu oyunları bozalım. Neydi, 6 kişiye, “Bunları yaptığınız takdirde sizi bu camiânın başı yapacağız” denilen konular? İşte şunlar: “1) Siz Türk müspet milliyetçilerine karşı muâraza edip ihtilafa gireceksiniz ve Risâle-i Nûr’un eski talebelerini Türkçülükle itham edeceksiniz. 2) Kur’ân’ı, hadisi ve fıkhı Risâle-i Nur medreselerine sokmayacaksınız. 3) Risâle-i Nûr’u tahrif edeceksiniz 4) ‘Üstat Mehdidir’ diyeceksiniz!”

Risâle-i Nur camiası, geçmişte MHP; MSP, hatta CHP camiâsı ile karşı karşıya getirilmedi mi, onlar küstürülmedi mi? Ehl-i tarikatla zıtlaşılmadı mı? Bütün bu yanlışlardan, hatalardan dönülmeli ve ümmetin her kesimi kardeş olarak kucaklanmalıdır.

Risale-i Nur medreselerinde Kur’an’ın mânâsı ve temel esasları da öğretilecek, hadis-i şerifler okutulacak, fıkıh okutulacak ve öğretilecek.

Risâle-i Nurlardaki tahrifatlar tâmir edilecek. Bir heyet teşkil edip Bediüzzaman Hazretleri’nin bütün eserleri “orijinal haliyle” neşredilecek. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ve devletin diğer kuruluşları da yardımcı olabilir.

“Bediüzzaman Mehdidir” demek yanlışlığından vazgeçilmelidir. Bu konu hadis-i şeriflerde belirtildiği gibi doğrudan İslâm’ın hâkimiyetiyle ilgili bir konudur. Öyle bir zamanda ittihad-ı İslâm tam mânâsıyla sağlanmış olur, İslâm düşmanlarının tamamının burnu yerlerde süründürülür. Yakın tarihte böyle bir tablo olmuş mu? Bediüzzaman’ın ömrü hapishanelerde, zindanlarda, sürgünlerde geçti. Bu mübarek sîma için, “İman dairesinin Mehdisidir” denilebilir. Ancak sahih hadislerde haber verilen konu daha başkadır. Bunu açıklamanın yeri de burası değildir.

Bu camiânın eğitimci mensupları, Risâle-i Nur eserlerinden istifade ederek anaokulundan, üniversite son sınıflara kadar, eğitimin her kademesi için “ders kitapları” hazırlayabilirler. Kavga, gürültü, dedikodu, tefrika yerine bu gibi hayırlı işe dört elle sarılsalar iyi olur. Eh, eğitimimiz sittin sene “Fullbright prangasında” kalacak değil herhalde…

Risale-i Nur camiâsındaki bütün kardeşlerime son sözüm budur ki: “Hasbunallah ve ni’me’l vekil” ve “Va’tesimû bihablillâhi cemi’an velâ teferregû” hakikatleri etrafında kenetlenelim.



Bu makale için yorum yaz

Not: Telefon ve E-Posta'nız gizlilik şartları gereği tarafımızca gizlenmektedir. "Yorum ve İsminiz" herkese görünür şekilde olacaktır. Hakaret ve buna dayalı tüm sorumluluk size aittir.

#Gaziantep haberleri

#Gaziantep Sondakika

#Sondakikia haberleri

#Antep haberleri