Yeni bir hicri yıla girdik. Hilal gökyüzünde tekrardan göründü. Bu yılımız geçen yılımızdan çok daha hayırlı olsun. Afiyet ve selametle geçsin, bütün İslam beldelerinde huzur ve emniyet hakim olsun.

Allah bizim neslimize, yeryüzünde öyle bir nizam kurmayı nasip eylesin ki kıyamet gününe kadar bütün Müslümanlar; emniyet, zenginlik, bolluk, bereket ve adalet içinde yaşasın. Hiçbir Müslüman evladının haksız yere burnu bile kanamasın. Zalimlerin zelil olduğu, iyilerin zenginleştiği, güçlendiği, kuvvetlendiği, aziz olduğu bir dünya inşa edebilmeyi Allah bize nasip etsin. Bu yılda böyle bir dünyayı inşa edebilmek için çalışmalarımızı, gayret ve çabamızı arttırsın.

İslam'ın egemen ve güç olduğu bir dünyada yeryüzünde hiçbir mazlumun burnu haksız yere kanamaz. Kimse açlığından ölmez. Kadınlar, çocuklar haksız yere yurtlarından çıkarılmaz. Uzun yıllardır bitmek bilmeyen İslam'ın yenilgisi gönüllerimizdeki umudu kimi zaman zayıflatsa da Allah'ın varlığına ve birliğine olan imanımız bizi ümit var olmaya zorluyor. Evet,  "Tüm kafirler yenilecek ve cehenneme gidecekler. (Âl-i İmrân Suresi 12. Ayet )" diye Yüce Rabbimiz ferman buyurmuşken Müslümanların şu zamandaki zilleti, bizi ümitsizliğe sevk etmemelidir.

Muharrem Ayı, Allah'ın değer verdiği bir aydır. İçinde Aşura günü vardır. Hz. Hüseyin'in ve yarenlerinin pak kanı bu ayda akmış, Hz. Nuh'un kurtuluşu, Hz. Adem'in tövbesinin kabulü ve insanoğlu için nice ibretlik olaylar bu ayda gerçekleşmiştir. En önemlisi Peygamber Efendimiz, bu ayda hicret etmiş ve yeryüzünde ilahi adaleti tesis edecek bir nizam, bir düzen, Medine'de, bu ayda kurmuştur.

Devlet kurmuş bir peygamberin ümmetiyiz. Hz Muhammed Aleyhisselam ve onunla beraber olanlar, Kur'an'ın yani Allah'ın indirmiş olduğu kitabın hem siyasetine hem ibadetine iman etmişlerdi. Kur'an'ın siyasetini, yeryüzüne egemen kılmak için Hz. Peygamber  (sav) Medine'de bir devlet kurmuş ve tarihin ilk toplumsal mutabakat vasfı taşıyan, anayasal nitelikte maddeler içinde barındıran Medine Vesikası’nı hazırlatmıştır.

Medine Vesikası günümüzde farklı din, ırk, mezhep, inanış kültürlere sahip insanların bir devlet çatısı altında yaşayabileceğinin yollarını gösteren tarihi bir eserdir. Bizler, Peygamber Efendimizin misvak sünneti gibi sünnetlerini sürekli dile getirirken devlet kurup o devleti toplumsal bir sözleşme niteliğinde olan 47 maddelik Medine Vesikası ile yönettiğini ve bunun onun en büyük sünneti olduğunu unutuyoruz.

Hicret deyince aklımıza Peygamberimizin küfrü ve kötülüğü, karanlığı ve zulmü yok etmek için kurmuş olduğu devlet gelir. Öyle bir devlet kurdu ki kısa sürede bütün Arabistan coğrafyasına ardından dünyanın bütün coğrafyalarına egemen oldu. İlahi adaleti tesis etti. Kötülerin zelil edildiği, iyilerin aziz olmasına vesile olan bir nizam oluşturdu. Eğer insanlık Hz Muhammed Aleyhisselam'ın kurmuş olduğu nizamı araştırıp bugünün modern çağın devlet kültür geleneği ile birleştirebilirse dünyamız rahata kavuşur.

Son 200 yıldır, insanlığa en büyük acıları yaşatanlar, kendi kafasına ve hevasına göre nizam oluşturan zalim diktatörlerdir.

Günümüz Müslümanları Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın kurmuş olduğu nizamı çok iyi araştırmalı ve günümüzde peygamberden ilham alarak ilahi adaleti tesis edecek bir nizam kurmayı hedeflemeli ve bunu gerçekleştirmek için var güçleriyle çalışmalıdır.

İslam ülkeleri arasında derin çukurlar kazıp uzun tel örgüleri çekenler; ırk, mezhep ayrımı yapıp İslam coğrafyasını bölenler, yeryüzünün şeytani güçleridir. Bugün Avrupalılar kendi aralarındaki sınırlarını bir çizgi ile belirlerken biz Müslüman ülkeler derin çukurlar kazıp uzun uzun tel örgüler ve çeşit çeşit silahlarla aramıza ayrılık koyuyoruz. Bu hicri yıl, İslam milletlerinin birbirini tanımasına vesile olmasını, İslam milletlerinin birbirleriyle olan ticari, sosyal, kültürel alışverişin artmasını sağlamasını isteriz. Başta komşu ülkelerimiz Suriye, Irak, İran kadim dostlarımızdır. Araplar, Kürtler, Farisiler, Türkler İslam milletleridir. Özellikle bu 4 millet yeryüzünde ilahi adaleti tesis etmek için büyük mücadeleler vermiş, İslam ümmetinin sancaktarlığını yapmış toplumlardır.

Bizler, Arapları severiz çünkü Peygamberimiz Arap’tır. Bizler, Arapları severiz çünkü Allah'ın indirmiş olduğu Kur'an-ı Kerim Arapçadır. Biz Arapçayı da severiz; kitabımızın dili, Peygamberimizin konuştuğu dildir.

Kafirler, münafıklar, mürtetler, masonlar İslam milletleri arasında ayrılık tohumları ekmek istiyorlar. Geçen gün gerçekleştirilen Suriyelilere karşı kalkışma, aynı 6-8 Ekim olayları gibiydi ve neticesi çok vahimdir. İslam milletlerinin kalplerine kin tohumu ekmeyi hedefleyen bir girişimdir. Şeytani güçlerin hazırlamış olduğu bir plandır. Başta sınır şehirlerimizden olan Gaziantep, Kilis, Urfa gibi illerimizin çarşı pazarları, bu olaylardan sonra gezilmez hale geldi. Suriyeli mülteciler, dükkanlarını kapattılar. Çarşı pazarlara çıkamaz oldular. Cıvıl cıvıl çarşılar, tenhalaştı.  Bu durum gerçekten bizleri çok üzdü. Şehirlerimizi yönetenler ve ülkemizin yöneticileri, mültecilerimizin emniyet içerisinde gezebilmesi için gerekli tedbirleri acilen almalı ve basında, kamuoyunda mülteci kardeşlerimizin normal hayatına dönebilmesi için olumlu açıklamalar yapmaları gerekir.

Sokaklara çıkıp mültecilerin dükkanlarına, arabalarına, evlerine saldırıp bağilik yapan günümüz tabiriyle teröristlik yapan şeytan ve taraftarlarının vesveselerini aldanıp sağa sola saldıranlar; ayrım yapılmadan tutuklanmalı ve terörle yargılanmalıdır. Çünkü bu tür eylemler, toplumlar arasında onarılması çok güç yaralar oluşturur. Toplumu terörize eder, huzursuzluğa sebebiyet verir. Ticaretin, geçinmenin huzur ve emniyetin elden gitmesine sebep olur. Bu dünyada en büyük nimet emniyettir, güvendir. Şehirlerimizin güvenliğini, huzur ve emniyetini arttırmak için el birliğiyle şehirlerimizi ve ülkemizi yönetenlere yardımcı olmalıyız. Ülkemizin ve bütün İslam beldelerinin ve bütün insanlığın huzur, şeref, insanoğluna yakışır bir hayat sürdürebilmesi için var gücümüzle çalışmalıyız. Hicri yeni yılın Dünya ve ahiret Saadet ve selametimize vesile olmasını diliyor, hepinizi Alemlerin Rabbi olan, insanlara sonsuz rahmet ve sevgi sahibi olan Allah'a emanet ediyoruz. Ya rabbi, dualarımıza icabet ederek sana olan minnettarlığımızı arttır Allah'ım.



Bu makale için yorum yaz

Not: Telefon ve E-Posta'nız gizlilik şartları gereği tarafımızca gizlenmektedir. "Yorum ve İsminiz" herkese görünür şekilde olacaktır. Hakaret ve buna dayalı tüm sorumluluk size aittir.